DOĞUM HİKAYEM ve HASTANE GÜNLERİ

Son doktor kontrolümde de normal doğum yapamayacağım kesinleştikten sonra, epidural sezaryen için 11 Ocak 2016 tarihinde görüşmek üzere hastaneden ayrılmıştık. Veeeee işteee 9 ay boyunca heyecanla, merakla beklenen, üzerine milyon kez konuştuğumuz, ne zaman olur nasıl olur dediğimiz o gün gelip çatmıştı :)
  Son gece hiç uyuyamadım, kalbim ağzımdan çıkacak gibi heyecanlıydım. Dokuz ay boyunca aynı bedende can olduğumuz oğlumla son saatlerimizdi. Çok farklı duygular içerisindeydim, hep dua ediyordum umarım bir sorun çıkmaz, sağ salim kucaklarız diye. Doktorum gece 03:00 gibi bir şeyler yememi iletmişti. Daha sonra ameliyat saatine kadar hiçbir şey yiyip içemeyecektim çünkü. Yemek yememek neyse de beni en çok düşündüren susuzluk oldu. Hamileyken bir günde yarım damacana su içiyordum abartısız :) Neyse gece eşimle bir şeyler yedikten sonra uyumaya çalışalım dedik, elim karnımda biraz uyumuşum. Sabah olduğunda aileler hazır durumda hastaneye gitmek için bekliyorlardı. Ben de son hazırlıkları yapıyordum. Sonrasında herşeyi toparlayıp gittik hastaneye. 
   Hastanede yatış işlemlerini yaptık, oda boşalır boşalmaz da süslemeleri yapmak için kolları sıvadık :) Odayı güzelce süsledik, tabi o sıralar heyecan tavan  yapmıştı bende :) Daha sonra hemşireler gerekli işlemleri yaptıktan sonra doğum fotoğrafçımız geldi ve doğum öncesinde son hamile hallerimi fotoğrafladı. Eşim ve ailemle de fotoğraflar çekildikten sonra odam boşaltıldı ve ameliyat için hazırlamaya başladılar. Hazırlıklar bittikten sonra sedyeye yatırdılar ve ameliyathaneye doğru yola çıktık. Heyecanlıydım evet ama çok çok fazla da duygusaldım... Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Korku da vardı tabi...








​Ameliyathaneye girdik, epidural için anestezist geldi, gerekli hazırlıklar yapıldı ve sonrasında eşimi de aldılar. Sezaryen olacağım netleştikten sonra eşim ben de girerim doğuma demişti. İğne yapıldıktan sonra doktorum da geldi ve süreç başladı :)   Normal sohbet muhabbet ediyorduk, beş dakika geçti geçmedi bebek ağlama sesi duydum. Ameliyathaneler birbirine çok yakın olduğu için başka yerden geliyor sanıyorum. O sırada doktorum bebeğimi gösterdi. Şok oldum kaldım, meğer benim bebeğimmiş :) Doktorun gelmesinden bu kadar kısa süre sonra ağlama sesini duyunca benim bebeğim olacağına hiç ihtimal vermemiştim :) Görür görmez ağlamaya başladım, gözyaşlarından ve epidural kafasından çocuğumu siyah kıvırcık saçlı ve esmer olarak gördüm. Kordon bağı kesildikten sonra doktorum kucağıma verdi, ilk temas!!! Allah'ım kalbim duracak sandım, karnımdaki mucize şükürler olsun artık koynumdaydı.. Daha sonra kontroller için aldılar bebeği, kafamı çevirdim ve hemşireye 'doğum lekesi var mı' diye sordum:) Çünkü hamileliğim boyunca kedim ve sokak kedilerine bir fiil ciğer haşlamıştım, doğuma 1 ay kala 'ciğeri hamileyken ellemek bebekte ciddi lekelere sebep olur' diye bir yazı okuyunca hamileliğimin son zamanlarında bunu da ayrıca düşünür olmuştum. Hemşire ' yok ' deyince derin bir ooh çektim..






Sonra bebeği hazırlamak için yukarıya çıkardılar o arada beni de hazırlıyorlardı. Ameliyathaneden çıkarken elim göğsümün altına doğru gitti. Eee kolay değil 9 ay boyunca elim orada gezmiştim :) aaaaa bir baktım göbek yok. İçimden sürekli göbek yok, göbek yok demeye ve ağlamaya başladım. İşte lohusa sendromuna hiç zaman kaybetmeden girmiştim!!!! :) Odaya yaklaştığımda ailemi ve arkadaşlarımı gördüm. Herkes ne oldu niye ağlıyorsun diyordu. Ben göbeğim yok deyip yine ağlıyordum :) Bebek çıkmıştı bu durum gayet normaldi, yatağıma yerleştikten sonra üstümü değiştirdim ve biraz daha toparladım. Sonra bir baktım ki göbek olduğu gibi duruyor, giden yalnızca bebeğin kapladığı alan :) Şok oldum haliyle.. 
   Babam her anımızı ayrıca kameraya alıyordu, bana bebeği sordu. Heyecandan hatırlamıyorsundur belki göstereyim videodan dedi. Ben de hatırlıyorum '' esmer kıvırcık saçlı bir bebekti '' dedim. Sonra bana kameradan gösterdi, bende ''ne alaka bu benim bebeğim değil dedim :) '' O anın heyecanıyla alakasız bir bebek görmüşüm demek ki, sonra Metehan'ı odaya getirdiler. İlk kez odada tam anlamıyla gördüm diyebilirim :) Sonrasında hemen memede süt denemeleri başladı. Sütüm gelmişti ama çok çok azdı. Metehan'da malum güçsüzdü ememiyordu, hemen uyuyakalıyordu. Pompayla da denedim ama damla damla geliyordu. Herkes sezaryenden kaynaklı olabileceğini, ılık bir duştan sonra meme kanallarının açılacağını söylüyordu ama ameliyattan sonra 2 gün duş almak sakıncalı olduğu için maalesef hastane sürecinde takviye olarak mama yedirmek zorunda kaldık. 
    Akşama doğru hemşireler beni ayağa kaldırmak için geldiler, ilk seferde yürüyebildim ama kalkış çok sancılıydı diyebilirim. Bu arada odaya geçer geçmez epidural kaynaklı baş ağrısı olmasın diye bol bol kahve içtim ve hiç baş ağrısı şikayetim olmadı. Neyse hastane koridorunu ikinci kez turladıktan sonra kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Sezaryende ne kadar hareketsiz kalırsanız ağrılarınız o kadar artıyor bunu sakın unutmayın. Ben odaya geçtikten sonra 3-4 saat hiç yürümedim ve gece lavaboya gitmek istediğimde ağrıdan yerimden kalkamıyordum. Gece kendimi zorladım ve sonrasında 1 saatte bir hep odada yürüdüm. Hareket ettikçe kendimi daha iyi hissettim.
​     İkinci gün bebek fotoğraf çekimi için hastane fotoğrafçısı geldi, çok keyifli bir çekim gerçekleşti. Metehan zaten hangi pozisyonu verirseniz o şekilde kaldığı için çok çok tatlı görünüyordu. İkinci gecemiz de bir önceki geceyle aynıydı. Ben çok çok daha iyiydim. 






Üçüncü gün sabahtan doktorum kontrole geldi. Benim ve bebeğin gerekli kontrolleri yapıldıktan sonra öğlen hastaneden çıkabileceğimizi söyledi. Benim ağrılarım bayağı azalmıştı. Rahat rahat yürür duruma gelmiştim. Hatta hastaneden topuklu ayakkabılarımla çıktım siz düşünün:) Sezaryen sandığım gibi acı ve ağrı dolu geçmedi. 
       Sonrası ise oğlumun evine, odasına gelmesi ve bizim artık 4 kişilik bir aile olmamız. 4.mü kim? Beni instagramdan takip edenler bilir, kedim Misscat :) Size Metehan ve Misscat'in karşılaşma anlarından ise ayrıca bahsedeceğim.


0 Yorum

Copyright © Buket Özyer.

Web Tasarım: @BLOGTASARIMI